Verilecek hizmetin belli olmadığı Hukuka, ahlaka ve kamu düzenine aykırı Avukatlık Ücret sözleşmesi

  • Ana Sayfa
  • Verilecek hizmetin belli olmadığı Hukuka, ahlaka ve kamu düzenine aykırı Avukatlık Ücret sözleşmesi

Verilecek hizmetin belli olmadığı Hukuka, ahlaka ve kamu düzenine aykırı Avukatlık Ücret sözleşmesi

Avukatlık ücret sözleşmeleri, avukatla iş sahibi arasında, Asgari Ücret Tarifelerinin altında kalmamak ve belli bir miktarı kapsamak kaydıyla serbestçe kararlaştırılabilir. Türk Borçlar Kanunu'nun 26 ve 27 nci maddeleri, avukatlık ücret sözleşmeleri bakımından da geçerli sınırlamalar olup, sözleşmenin ahlaka, kamu düzenine ve hukuka aykırı olmaması gereklidir.

Avukatlık Kanunu’nun 2 nci maddesine göre “Avukatlığın amacı; hukuki münasebetlerin düzenlenmesini, her türlü mesele ve anlaşmazlıkların adalet ve hakkaniyete uygun olarak çözümlenmesini ve hukuk kurallarının tam olarak uygulanmasını her derecede yargı organları, hakemler, resmi ve özel kişi, kurul ve kurumlar nezdinde sağlamaktır. Avukat bu amaçla hukuki bilgi ve tecrübelerini adalet hizmetine ve kişilerin yararlanmasına tahsis eder.”

Avukatlık Kanunu’nun 163 üncü maddesine göre; Avukatlık sözleşmesinin belli ve hukuki yardımı ve meblağı yahut değeri kapsaması gerekir. Yine Avukatlık Kanunu’nun 34 üncü maddesine göre; Avukatlar, yüklendikleri görevleri, bu görevin kutsallığına yakışır bir şekilde özen, doğruluk ve onur içinde yerine getirmekle yükümlüdürler.

Dava konusu olayda, taraflar arasında düzenlenen 12.11.2013 tarihli ''Avukatlık Ücret Sözleşmesi''nde; sözleşme konusunun; ''İş sahibinin Ankara 7.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2008/260 Esas sayılı dosyasında verilen kararın temyiz edilerek bu süreçlerin takip edilmesi ve anılan kararın Yargıtay tarafından esastan bozulması için temsil, hukuki yardım ve danışmanlık hizmetinin verilmesidir.'' şeklinde belirtildiği, sözleşmenin süresinin; temyiz aşamaları ile sınırlı olduğu, sözleşme bedelinin; 4.000.000 USD (KDV hariç) olarak belirlendiği, her türlü vergi, resim harç ve diğer giderlerin iş sahibine ait olduğunun kararlaştırıldığı, temyize konu olan kararın Yargıtay tarafından esastan bozulmasının akabinde ödemenin tamamının nakit olarak yapılacağının kararlaştırıldığı anlaşılmıştır. Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 23.10.2013 tarihli, 2008/260 Esas ve 2013/473 Karar sayılı kararının temyizi üzerine söz konusu kararın 22.05.2015 tarihinde Yargıtay 15. Hukuk Dairesinin 2014/6689 Esas ve 2015/2707 Karar sayılı ilamıyla esastan bozulduğu, yerel mahkemenin 17.02.2017 tarihli duruşmasında bozmaya uyulmasına karar verdiği, bunun üzerine avukat olan davacının taraflar arasındaki sözleşmeye dayanarak eldeki alacak davasını açtığı anlaşılmaktadır.

Avukatlık sözleşmesinin konusunun, ancak bir hukuki yardım olabileceği, Avukatlık Kanunu'nun 2 nci maddesinde belirtilmiştir. Taraflar arasındaki sözleşmenin az yukarda açıklanan hükmünde, avukatlık sözleşmesinin konusu, “'İş sahibinin Ankara 7.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2008/260 Esas sayılı dosyasında verilen kararın temyiz edilerek bu süreçlerin takip edilmesi ve anılan kararın Yargıtay tarafından esastan bozulması için temsil, hukuki yardım ve danışmanlık hizmetinin verilmesi” olarak açıklanmış olup, 4.000.000 USD'nin ise kararın bozulması halinde ödeneceği belirtilmiştir. Temyiz incelemesi sırasında davacı avukat tarafından sağlanacak hukuki yardımın kapsamı sözleşmede belirtilmediğinden, bu hali ile taraflar arasındaki sözleşmenin, Yargıtay (kapatılan) 13. Hukuk Dairesinin kökleşmiş içtihatları ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun yukarıda yer verilen kararı gereği Türk Borçlar Kanunu'nun 26 ve 27 nci maddeleri gereğince hukuka, ahlaka ve kamu düzenine aykırı olması nedeniyle geçersiz olduğunun kabulü gerekir.

Kesin hükümsüz, yani batıl bir sözleşme, başlangıçtan itibaren geçersiz bir hukuki işlem olup hiçbir zaman geçerlilik kazanamayacağı gibi, hiçbir hukuki sonuç da doğuramaz. Bu nedenle butlan, zamanla ortadan kalkmaz, sözleşme taraflarca onansa veya teyit ya da edimler ifa edilse bile, sağlık kazanmaz. Butlan sebebi ilerde ortadan kalksa dahi sonuç değişmez (Eren, F.: Borçlar Hukuku Genel Hükümler, Ankara 2017, s. 350, 351).

Tüm bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; hukuka, ahlaka ve kamu düzenine aykırı olması nedeniyle geçersiz olan davaya konu 12.11.2013 tarihli avukatlık sözleşmesinden dolayı davacı avukatın vekâlet ücreti alacağı söz konusu olmayacaktır. Davacı avukatın davanın başından beri verdiği emeğin göz önünde bulundurulması ve uygun bir vekâlet ücreti tayininin gerekliliği akla gelebilirse de, taleple bağlılık ilkesi karşısında, başkaca vekâlet ücretine hükmedilmesi de doğru olmayacaktır. Mahkemece açıklanan husus göz ardı edilerek, sözleşmenin geçerli olduğu kabul edilmek suretiyle yazılı şekilde karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.

Whatsapp